YAŞASIN 1 MAYIS!

YAŞASIN 1 MAYIS!

ABONE OL
30 Nisan 2021 17:28
YAŞASIN 1 MAYIS!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her yıl büyük coşku ile kutlanan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü bu yıl pandemi ve tam kapanma nedeniyle evlerde kutlanacak. Emek ve Dayanışma Gününü kutlarken; ülkemizin kalkınmasına ciddi katkı sunan, her koşulda zaman ve mekân fark etmeksizin çalışan bütün emekçilerimizin, emekleri yok sayılmamalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; “Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur. Yaşamak demek çalışmak demektir.” Birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele gününün savunucuları işçilerdir. Yağmur, çamur, kar, güneş, sıcak ve soğuk demeden üreten bütün emekçilerimiz sizler iyi ki varsınız. 1 Mayıs İşçi Bayramının önemini vurgularken bizler de Fırat gazetesi olarak; emeğin, emektarın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramını kutluyoruz.

 

 

Haber: Remziye KÖKBURİ / Aysun ÇETİN/ ÖZEL

1923 yılından itibaren kutlamaya başladığımız Emek ve Dayanışma Günü, bütün emekçilerimizin alın terinin ve emeğinin öneminin hatırlanması ve unutulmamasıdır. Alın teri dökerken ülkesi için çalışıp, fedakârlık gösteren işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan bayram; 1 Mayıs İşçi Bayramıdır. Koronavirüs salgını ile mücadele ederken, tam kapanmayla birlikte yine evlerimizde işçi bayramını kutlayacağız. Üreten, geliştiren toplumun temel yapı taşı işçilerimizin hakkı ödenmez. Birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele gününün savunucuları işçilerimiz; her koşulda zaman ve mekân fark etmeksizin yağmur, çamur, kar, güneş, sıcak ve soğuk demeden üreten bütün emekçilerimiz sizler iyi ki varsınız.

1 MAYIS TARİHİNİN ÖNEMİ…

İlk kez 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesinden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. 1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece ön yargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı. Bu gösteriler 1 Mayıs’ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs’ta kanlı Haymarket Olayı’na yol açtı. Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14 Temmuz-21 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada ‘Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi. Zamanla sekiz saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı.

EMEĞİN UNUTULMAYAN KAHRAMANLARI; İŞÇİLERİMİZ

Emek çarkını her daim çeviren, durmadan, yorulmadan üreten işçilerimizin var olduğunu bilmek onur verici. Hem beden hem de fikir işçisi olup emeği yoğurup, sunan taşları anıta çeviren yapı taşları işçilerimiz. Her koşulda emek gücünü oluşturan, toplumlar yok olamaz. Sistemleri belirli şekilde işler; çalışır, üretir ve sunar. Sürekli üreten toplum düşünün dışa bağımlı olmadan.  Çocuklara emek bilincini yerleştirmek ve ilerisi için düşünen üreten bireyleri topluma kazandırmak gerekmektedir. İşleyen ellerin üretmesinde sürekliliği sağlamak, adına fabrikalar kurulmalı ve işçilerimiz üretmeli. Koronavirüs ile mücadele ettiğimiz dönemlerde görüyoruz ki; gece gündüz demeden emeği sergileyip ve ülkemiz için her zaman daha ilerisini düşünmek asıl hedefimiz olmalı. İşleyen ellerin artması adına işçinin emekçinin hakları gözetilmeli ve emeğin kutsal olduğu bilinmelidir.

KANLI 1 MAYIS OLAYIN DA NE OLDU?

1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı’nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul’a gelenler ile birlikte yaklaşık 500 bin kişi Taksim Meydanı’ndaki kutlamalara katıldı. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, konuşmalar da uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçışmaya başladı, kısa bir süre içinde Intercontinental Oteli’nin (Bugün The Marmara Oteli) de üst katlarından da ateş açıldı. İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken polis de ses bombaları ve panzerlerle kalabalığa müdahale etmeye başladı. Kalabalık, kaçmak için özellikle Kazancı Yokuşu’na yöneldi ancak burada bulunan bir kamyonun yolu tıkaması yığılmaya ve buna bağlı ezilmelere sebep oldu. 28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi silahla vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak toplamda 34 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı. DİSK’in yayınladığı listede ise 36 kişinin öldüğü belirtilmişti. Sonrasında ise; Olay sonrası 470 kişi gözaltına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamayarak serbest bırakıldılar. Tertip komitesi, bazı sendika ve sol gruplardan 98 kişi hakkındaki yargılamalar 14 yıl boyunca sürdü. Bu yargılamalardan kimse ceza almadı. Emniyet veya devlet yetkililerinden herhangi birinin yargılanmadığı dava zaman aşımına uğrayarak düştü. Bunun üzerine dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. Bugüne kadar ateşi kimlerin açtığı tam olarak belirlenememiş ve olay aydınlatılamamıştır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.