ÜCRET BEKLENTİSİ İLE DİN DAVASI GÜDÜLMEZ- II

ABONE OL
7 Kasım 2020 08:42
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sonraki çağlarda peygamberin yolundan yürüyen, onun kürsüsünden konuşan, Allah, Kitap, Peygamber davası güden, her devirde yeniden uyanış hareketleri başlatmak isteyen, bunun için “hizmete” soyunanlara sesleniliyor.

Yani “Allahuekber” diyerek meydanlara atılanlar!

Rabbinin büyük adını yüceltmek isteyenler!

Büründüğü yalnızlıktan çıkıp ayağa “kalkarak” insanları uyanışa çağıranlar!

Önce kendi elbisenizi temiz tutun.

Yani güzel ahlak sahibi olun.

İnsanlar sizin elinizden ve dilinizden emin olsun.

Her biriniz birer el-Emin olun.

Kokuşmayın, tefessüh etmeyin, pisliğe, hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmayın.

Kendi ahlaki enerjinizle yükselin.

O sizi götüreceği yere götürecektir.

Sonra bu işlere başlarken servet yığma hayallerine, zengin olma sevdalarına kapılmayın.

Allah, Kitap, Peygamber davası bunun kapısı değildir.

Bu kürsüden konuşuyorsanız bunun bedeline katlanmak zorundasınız.

Bu bedeli ödeyerek yaşayacaksınız.

Aksi halde o kürsüden inin.

Servet ve zenginlik arıyorsanız bunun yolu Allah, Kitap, Peygamber davası değildir.

Aksi halde “din baronu” ve “din simsarı” olursunuz.

Unutmayın;

Yolundan gittiğiniz peygamber bunları ortadan kaldırmak için gelmişti.

Okuduğunuz Kitap insanlıkta artık bunlara son vermek için nazil olmuştu…

Yani?

Ücret beklentisi ile din davası güdülmez.

Bu bir vicdanî arayış ve saf iyilik hareketidir.

İyiliğin “maddî ücreti” olmaz, olamaz.

Beklenti olursa adı “ticaret” olur.

Kur’an-ı Kerim’deki “ahbar, ruhban, rabbaniyun” kelimelerini irdeleyin ve Allah’ın “din adına konuşanları” nasıl cehennem ayetleri ile tehdit ettiğini iyi okuyun…

Göreceksiniz ki…

Din adına konuşmak ALLAH adına konuşmaktır…

Din adına konuşmak HAKK’ın güçte değil, gücün HAKK olanda olduğunu savunmaktır.

Din adına konuşmak tüm İslami kaynakları Kur’an gözlüğü ile okumaktır.

Tek hüküm koyucu Allah iken başka hüküm koyucuları reddetmektir.

Din adına konuşmak dil,din,ırk,renk,mezhep gözetmeksizin mazlumun yanında olmak zalimin karşısında kıyam etmektir.

Din adına konuşmak ırkçılık ve üstünlük hastalığından beri olmaktır.

Din adına konuşmak haklı olma çabasından ziyade doğru kimden gelirse gelsin baş tacı edinmektir, HAKK’ı kaldırmaktır.

Din adına konuşmak “güzel ahlaklı” olmak demektir. Zira dinin kendisi güzel ahlaktır.

Din adına konuşmak kucaklayıcı, birleştirici olmaktır.

Yani?

Bilginizi ve Rahman’ın bir nimeti olan ilminizi infak ederken;

İnsanları dışlayamazsınız.

İnsanlara hakaret edemezsiniz.

İnsanlara küfür edemezsiniz.

Kimseyi tekfir edemezsiniz.

Zulme renk yükleyemezsiniz.

İdeolojik davranamazsınız.

Fitneye, fesada, ayrıma çanak tutamazsınız.

İnsanı Rabbin emaneti olarak addetmek zorundasınız.

Din ‘de var olmayanı başta Hz Peygamber’e isnat ederek insanlara sunamazsınız.

Allah’ın affetme ihtimali sonsuz kullarını siz cezalandıramaz ve O’nun RAHİM sıfatına ortak olamazsınız.

Günah işleyen insanlara düşman olmak yerine günahın kendisine buğz etmek, düşman olmak zorundasınız.

Kur’an ısrarla “Leh-ül Mülk” (Mülk Allah’ındır) derken bu kavramın dışına çıkamazsınız.

Din kavramını kendi cemaatinizin, tarikatınızın, oluşumunuzun tekelinde göremezsiniz.

Dini lokal ve mahalli bir din gibi göstermezsiniz…

Allah’ın dinini parti, dernek, vakıf, cemaat, tarikat ve mezhebinize hapsedemezsiniz.

Din üzerinden makam, şan, şöhret, para ve saltanat kazanamazsınız.

Bunları neden mi yazıyorum?

Okumayan bir toplumuz…

Yazdığınız satırlarla, konuşmalarınızla amel eden, sorgulamayan, anında kabul eden azımsanmayacak bir çoğunluk var.

Yazdıklarınıza / davranışlarınıza bakarak (girişteki nüktede belirtmeye çalıştığım gibi) dine bakış açısı değişen, seven ya da buğz eden binlerce insan var.

Size bakarak Halık ‘ı ile barışan ya da “din buysa ben dini sevmiyorum” diyecek koca bir kalabalık var.

Çünkü…

Giydiğiniz gömlek Peygamber gömleğidir.

Haykırdığınız kürsü O’nun kürsüsüdür.

Ne olur azami dikkat…

İnanın ki bugün dinin anıldığı her yerde zulüm varsa, kan akıyorsa, her karış barut kokuyorsa, mazlumların ahı arşa yükseliyorsa; bu tabloya rağmen kafir (!) ilan ettiğimiz batı kardeş kardeş geçiniyorsa, aramıza atılan en ufak bir fitne tohumu anında bir fesat ağacına dönüşüyorsa; İman iddiasında olan her birimiz mesulüz.

İman iddiasında olan her birimiz bu tablonun hesabını vereceğiz.

Zira hep haykırdığım gibi…

İman bir iddiadır; her iddia ispat ile mükelleftir ve Rahman insanı iddiasından vuran mahir bir ustadır…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.