Prof.Dr.Ceyhan: Şu anda hastalık çok yaygın!…

ABONE OL
5 Kasım 2020 18:58
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Koronavirüs salgınıyla birlikte yaptığı açıklamalarla ekranların en çok tanınan isimlerinden biri haline gelen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, son dönemlerde artan koronavirüs vaka sayılarına ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunarak; “Çin hariç, bütün ülkeler ciddi bir tarama politikası yapmadığı için hiçbirisi vaka sayısını sıfırlara indiremedi ve ikinci artış dönemini yaşıyor. Şu anda virüs ikinci artış döneminde, bizim mart-nisan döneminde yaşadığımız 5 bin 300’leri geçen günlük vaka sayılarına ulaştığımız dönemden çok daha yaygın bu dönemde. Şu anda hastalık çok yaygın…” dedi.  Prof.Dr. Ceyhan ayrıca, virüsün daha hafif hastalığa yol açmasına neden olacak mutasyon açıklandığını ifade ederek;  “Birbirinden ayrı hem daha bulaştırıcı özelliği olan mutasyon tanımlandı; hem daha hafif seyretmesine yol açacak mutasyon tanımlandı. Ama bu yetmiyor. Her gün birçok mutasyon bulunuyor ancak henüz bizim istediğimiz düzeyde değil. Gerçekleşmiş olsa salgın zaten birkaç ay içerisinde biter” diye konuştu.

 

 

Röportaj: Songül DURSUN

Koronavirüste artan vaka sayıları ne anlama geliyor? Aşı çalışmalarında gelinen son durum nedir? Alınan tedbirler yeterli mi? Ne gibi ek tedbirler alınmalı? Salgın bu güne kadar doğru yönetildi mi? Çocuklarda vaka sayıları neden arttı? Yağmurun virüsle ilgisi nedir? Tüm bu sorularımızı koronavirüs olaylarının ardından kamuoyunun katıldığı televizyon programlarıyla tanıdığı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan yanıtladı. İşte Prof.Dr. Mehmet Ceyhan ile yaptığımız röportajın detayları…

Son günlerde koronavirüs vaka sayılarında artış gözlemleniyor. Artan vaka sayılarına ilişkin bir değerlendirme yapabilir misiniz?

“SALGIN UZUN SÜREDİR KONTROLDEN ÇIKTI”

Salgın uzun süredir kontrolden çıktı. Günlük hasta sayısı günlük iyileşen sayısının üzerine çıktığından beri epeyce uzun bir süre oldu, salgın kontrolde değil. Haziran ayında Aktif hasta sayımız 10 bin 300’lere düşmüştü. Şu anda 43 bin. Hep söylüyorum en az bu sayının on katı kadar vaka vardır. Bu sizin tespit edebildiğiniz hasta sayısı üzerinden yapılan bir hesap ama vaka sayısı dediğiniz zaman bunun daha üzerinde ve en iyi test yapan en iyi test politikası olan ülkelerde bile maksimum yüzde 10’unu tespit edebilirsiniz. Virüsü taşıyan ve etrafa bulaştırma potansiyeli olan ve minimum 430 bin kişi var ortalıkta dolaşan.

“ŞU ANDA HASTALIK ÇOK YAYGIN”

Çin hariç, bütün ülkeler, ciddi bir tarama politikası yapmadığı için,  hiçbirisi vaka sayısını sıfırlara indiremedi ve şimdi ikinci artış dönemini yaşıyorlar. Şu anda virüs bu ikinci artış döneminde, bizim mart-nisan döneminde yaşadığımız 5 bin 300’leri geçen günlük vaka sayılarına ulaştığımız dönemden çok daha yaygın durumda. Dolayısıyla her insan şunu bilecek; şu anda hastalık çok yaygın…

Peki, alınan tedbirler yeterli mi sizce?

“YOĞUN BAKIMLARDAKİ YER SIKINTISI, NE DEVLETİ NE VATANDAŞLARI YETERİ KADAR TEDBİR ALMAYA YÖNELTMEDİ”

Şu anda durum mart ve nisan ayından çok daha kötü; hem vaka sayısı fazla hem de artık salgın tek merkezli salgın olmaktan çıktı. Bütün Türkiye’ye yayıldı. Elazığ’da da oldu, Diyarbakır’da da oldu. Ankara’da da oldu. Öyle bir noktaya geldi ki yoğun bakımlarda yer sıkıntısı ortaya çıktı. Fakat bu maalesef yine de ne devleti ne vatandaşları yeteri kadar tedbir almaya yöneltmedi. Dolayısıyla eğer böyle gidersek, tedbirler bu düzeyde alınır ve insanlar da bu düzeyde uyarsa mutlaka Ankara’da Elazığ’da diğer şehirlerde de üçüncü artış dönemleri, dördüncü artış dönemleri de göreceğiz.

Salgın nasıl bitebilir? Salgının sona ermesi için neler yapılmalı?

“TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK KAZANILMASI, AŞI YA DA VİRÜSÜN OLUMLU MUTASYONA UĞRAMASI SALGINI BİTİREBİLİR”

Ta ki toplumsal bağışıklık yani toplumun yüzde 60’ı bağışık hale gelinceye kadar…Toplumsal bağışıklık gelişmesi de toplumun en az yüzde 60’nın hastalığı geçirmesi ile olabilir ya da kitlesel bir aşılama ile… Yani toplumun tamamına yakınının aşılanması ile olabilir. Mesela Türkiye’ye belli bir sayıda önümüzdeki yılın başlarında uygulanabilecek bir aşı gelebilir.  Ancak bu kitlesel bağışıklığı sağlamaz. Ancak o aşıyı yaptıranı belli oranda koruyabilir. Ama salgının bitmesine bir katkısı olmaz. Bu miktarda bir aşının üretilmesi 2 buçuk 3 seneden önce mümkün değil zaten. Ya da virüs olumlu yönde bir mutasyona uğrayacak. Virüs daha az tehlike arz edecek ve daha bulaştırıcı arz edecek. Ancak öyle bitecek bu salgın.

“HER GÜN BİRÇOK MUTASYON BULUNUYOR ANCAK HENÜZ BİZİM İSTEDİĞİMİZ DÜZEYDE DEĞİL!”

Virüsün daha hafif hastalığa yol açmasına neden olacak mutasyon da açıklandı. Ama bu yetmiyor. Çünkü Aynı zamanda bu mutasyona uğrayan virüsün şimdiki mevcut virüsten daha bulaştırıcı olması lazım. Yoksa yerini alamaz. Mevcut olan virüsün yerini alması için bundan daha bulaştırıcı olacak, ancak daha hafif seyirli olacak. Birbirinden ayrı hem daha bulaştırıcı özelliği olan mutasyon tanımlandı; hem daha hafif seyretmesine yol açacak mutasyon tanımlandı. Yani; insanların lehine bir mutasyon olması için virüsteki değişikliğinin şu nedenlerden dolayı meydana gelmesi lazım: Birincisi; virüs çok daha az zararlı hale gelecek, insanda hastalık yapıcı özelliğini kaybedecek. İkincisi de mevcut virüsün yerini alması için daha bulaştırıcı olması lazım. Bu iki mutasyonun tek virüste olması lazım… Aynı virüste bu mutasyonların ikisi birden olmalı. Şimdi bekliyoruz aynı virüste bu iki mutasyon birden gerçekleşirse o zaman mutasyonla belki çok daha erken bitebilir.  Bu virüs grip virüsü kadar olmasa da hemen her gün mutasyona uğruyor. O yüzden her gün takip ediyoruz, bu virüs çok sık mutasyona uğruyor; ama henüz virüsün davranışını değiştirecek mutasyon olmadı. Her an olabilir, bekliyoruz. Henüz o olmadı. Bu olmadığı için henüz virüsün seyrinde pandemiyi yavaşlatacak, ortadan kaldıracak mutasyon maalesef gerçekleşmedi. Her gün birçok mutasyon bulunuyor ancak henüz bizim istediğimiz düzeyde değil. Gerçekleşmiş olsa salgın zaten birkaç ay içerisinde biter.

Yeni kısıtlamalar gelebilir mi?  Ya da ne gibi tedbirler alınmalı?

“TEKRAR KISTLAMALARIN GELMEMESİ İÇİN EK ÖNLEMLER ALINMALI, VATANDAŞLAR DA BUGÜNKÜNDEN DAHA İYİ UYMALI!”

Kısıtlamalar, şu açıdan zor. Yeniden sokağa çıkma yasakları, iş yerlerinin kapatılması, okulların kapatılması tabi eskisi kadar kolay değil… Çünkü zaten ekonomi çok sınırda… İnsanlar işsiz kaldı, özellikle esnaf zararına çalışıyor. Tekrar o günlere dönmek çok yıkıcı olacaktır. Ama eğer bu şekilde giderse mecburen tedbirler alınmak durumunda kalınacaktır. Onun için salgın o seviyeye gelmeden mutlaka ek önlemler alınmalı ve vatandaşların da bu önlemlere bugünkünden daha iyi uyması lazım. Burada kısıtlamaktan çok kontrol edilmekten bahsediyorum. Mesela ben bugün Ankara’dan Elazığ’a geliyorum. Bir yere bir kayıt yapılmalı, ben Elazığ’a kaç günlüğüne geliyorum. Oradaki adresim nedir, nasıl bir aktivitede bulunacağım. Kimlerle görüşeceğim, kimleri ziyaret edeceğim. Bu planlamanın bildirilmesi gibi planlamalar yapılabilir. Tabi ki her gideni kontrol edemezsiniz ama mesela Elazığ

“BELİRTİSİZ SEYREDİP, TEST DE YAPILMADIĞI İÇİN VİRÜSÜ YAYARAK DOLAŞAN İNSANLAR VAR”

Sağlık İl Müdürlüğü’ne benim bilgilerim gidecek, o gün 100 kişi mi geldi, Elazığ’a birini bile kontrol etseniz, bir disiplin sağlanır. Ama şu anda hiçbir kontrol yok, hiçbir bilgi yok. Adam virüs pozitif geziyor.  HES uygulaması var, yalnız HES uygulamasına sadece devletin tespit ettiği hastalar ve onların temaslıları giriyor. Hâlbuki bunun 10 katı kadar insan belirtisiz seyredip, test de yapılmadığı için virüsü yayarak dolaşıyorlar.

Salgının ilk çıktığı günden bugüne doğru yönetildiğini düşünüyor musunuz?

“DANIŞMA KURULLARININ BİRÇOK ÖNGÖRÜSÜ YANLIŞ ÇIKTI”

Maalesef bu salgının yönetiminde bütün dünyada ciddi sorunlar oldu. Bir telaşla aceleyle kararlar alındı ve bu kararların yanlış olduğu da sonradan ortaya çıktı. Yani Türkiye’ye özgü bir durum değil Türkiye’de dâhil bu duruma. Salgın, aslında biraz da özellikle bilimsel olarak yönetiminde çok yetersiz kalındı; danışma kurulları falan. Bu danışma kurullarının birçok öngörüleri yanlış çıktı. Mesela Türkiye’de dâhil birçok ülke kademeli normalleşme falan derken insanlarda bir rehavete neden oldu. İnsanlar nasıl olsa salgın bitiyor diye tedbirlere yeterince uymadılar. Hala daha yine aynı şeyler yapılıyor. Mesela İstanbul’da şu anda salgın çok yoğunlaştı ve bilim kurulu İstanbul’da tuhaf tuhaf öneriler getiriyor. Mesela otobüs sayısı artırılıyor. Zaten İstanbul, trafik olarak çok sorunlu bir şehir otobüs sayısını arttırırsanız; otobüste yarım saatte gideceğiniz yere bir saatte gidersiniz. O zaman da otobüste size virüs bulaşma riski artar. Bunun tek yolu var; mesailer kademelendirilecek hem özel sektörde hem de kamuda. Yani herkes aynı saatte işe gidip aynı saatte işten eve dönmek zorunda kalmayacak. 7.30 da işe başlayacak olan 9.30 a kadar çalışacak mesela… Her sektör farklı saatte işe başlayacağı, dönüşleri de farklı saatte olacağı için toplu taşımadaki kalabalıklar olmayacak.

“TOPLANMALARA SAYI SINIRI KONULMASI BU HASTALIKTA ÇOK ÖNEMLİ”

İkincisi toplanmalara mutlaka bir sayı sınırlaması getirilmeli, yani diyelim ki açık havada 6 kişiden fazla insan bir araya gelmeyecek. Kapalı ortamda üç kişiden fazla insan bir araya gelmeyecek. İstanbul’da kadınların altın günü gezmeleri, kabul günleri vs halen daha devam ediyor. Bu noktada sayı sınırlamaları getirip kontrol etmek lazım… Bu salgında grip salgınlarından farklı olarak, süper bulaştırıcı kavramı var. Yani mesela 100 kişi virüsü alıyor, 40’ı hiç bulaştırmıyor. Böyle şeyler hep duyuyoruz. Pozitif çıkan bir kişi ne eşine ne çocuklarına hiç bulaştırmıyor. Yüzde 40 ı bir iki kişiye bulaştırıyor. Ama yüzde 20’lik bir grup var ki bunlar 100 kişilik bir düğüne girdiğinde o topluluktan 80 kişi virüs pozitif çıkıyor. Bunun nedenini henüz bilmiyoruz. İnsanların neden böyle bir bulaştırma kapasitesine sahip olduğu henüz anlaşılamadı. Onun için toplanmalara sayı sınırı konulması bu hastalıkta çok önemli.

“TEST POLİTİKASININ DEĞİŞTİRİLMESİ LAZIM”

Bir de test politikasının değiştirilmesi lazım. Yani şu anda biz sadece hastalık kaptığı için ve en az iki belirtisi olanlara test yapıyoruz. Onun dışında hasta ile teması olana test yapıyoruz. Hastanın mesela ateşi var, test yapmıyoruz. Onun dışında sağlıklı olup, belirtisiz virüsü geçirenlere tarama testi yapmak lazım ama biz tarama testlerini spor kulüplerine, yurt dışına gidip gelenlere yapıyoruz bir de bazı şirketler kendi imkanları ile çalışanlarına yaptırıyor. Ama esas çok bulaştırma potansiyeline sahip olanlara, özellikle sağlık personeline, gişe ve danışma personellerine, şoförlere, uçaklardaki kabin görevlilerine, kasiyerlere, garsonlara yapılmalı bunlar mutlaka taranması gereken kişiler…

“OKULLAR AÇILIRKEN, HİÇBİR TARAMA YAPILMADI”

OKULLARIN AÇILMASI:  “OBJEKTİF BİR YAKLAŞIM YOK; İŞİ TAMAMEN İNSANLARIN SÜBJEKTİF KARARLARI İLE GÖTÜRÜYORUZ

Okulları açıyoruz mesela ama okullarda biz hiç tarama testi yapmıyoruz. Hâlbuki ABD’de mesela okulları açarken bir karar alındı ve tarama testi yapacağız; yapılan testlerden yüzde birinden daha düşük ise pozitiflik oranı okulları açacağız denildi. Sonra her hafta bütün öğrencilere ve öğretmenlere, okul personellerini ise haftada iki defa tarama testi yapılacağı belirtildi. Bunların içerisinde bir kişi dahi pozitif çıkarsa o okullarda 14 gün eğitime ara verileceği söylendi. Sonra da bu tarama testlerinde pozitiflik çıkınca okulları kapatılacağı söylendi ve Nitekim Newyork’ta Brooklyn semtinde okullarda pozitiflik oranına göre okullar kapatıldı. Hâlbuki biz böyle bir politika izlemedik. Tamamen bilim kuruluna sorup ‘sen ne diyorsun’ yöntemiyle okulları açtık. Okullar açılırken hiçbir tarama yapılmadı.  31 ağustos tarihinde okulların açılması 21 eylüle ertelendi. Halbuki şu anda 31 ağustosun en az 10 katı virüs yoğunluğu var ve okulların bir kısmı açıldı. Objektif bir yaklaşım yok. İşi tamamen insanların sübjektif kararları ile götürüyoruz.

Aşı çalışmalarının son durumu nedir? Yerli aşı çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?

“AŞI KONUSUNDA GARANTİ VERMEK ÇOK DOĞRU DEĞİL”

Koronavirüs aşı çalışmalarında,  aşağı yukarı 10 aşı, faz 3 seviyesi dediğimiz artık son insan çalışmaları yapılacak hale geldi. Bunların 6 tanesi biraz daha önemli. Bunlar devam ediyor. Aşı konusunda da garanti vermek çok doğru değil çünkü bir iki tane aşı çalışması durduruldu. Beklemek lazım. Ama sona yakınlar. Bunların bir ya da birkaçı önümüzdeki senenin başında ruhsatlandırma yapacak duruma gelebilir. Mesela Türkiye’de 100 bin doz, 200 bin doz aşı önümüzdeki senenin başında gelebilir. Bunlar ne oranda koruyor henüz bilmiyoruz. Bunlar çalışma sonuçlanınca açıklanır. Aşı yapılmaya başlandığında da o aşıların koruyuculuk süreleri ne kadardır; aylar içerisinde yıllar içerisinde gözlemlerle belli olacak. Maalesef hastalığı geçirenlerde ikinci kez hastalık geçirme durumu da oluyor. Şu anda sayıları az ama yarın bunların sayısı artar da aşıda sağlanan bağışıklık da kısa sürerse o zaman toplumsal bağışıklık için problem olur yani toplumun yüzde 60’ı bağışık hale gelecek dediğimiz şeye ulaşmak kolay olmaz. O yüzden bekliyoruz.

“AŞI KONUSUNDA, EĞİTİMLİ DENEYİMLİ İNSAN GÜCÜ EKSİK”

Türkiye’deki duruma gelince Türkiye’de aşağı yukarı 8 tane aşı hayvan deneylerini yaptı, insan deneylerine başlayacak duruma geldi. Fakat insan deneylerine başlayabilmek için aşıyı belli bir miktarda üretmeniz lazım. Türkiye’de bunun için bakanlığa başvuran birkaç tane firma var. Tekirdağ’da Çerkezköy’de bir firmanın üretim tesislerine geçtiğimiz günlerde bakan yardımcımızla baktık. Gayet iyi, batı standartlarda hazırlanmış ancak bu konuda insan gücü eksik. Yani bu konuda eğitim ve deneyim sahibi insanlar yetiştirebilmek lazım. Türkiye’nin aşı üretebilmesi önemli…  Türkiye yıllarca aşı üretmiş bir ülke ancak yıllardan beri artık bu durum söz konusu olmamış. Yeniden o duruma gelebilmek önemli ama aşıların faz 3 çalışmalarına bitip artık ruhsat için başvurabilecek duruma gelmesi önümüzdeki yaz mevsiminden önce pek mümkün görünmüyor.

Son olarak insanlara ne gibi öneri ve uyarılarda bulunmak istersiniz?

“BU BİR SAVAŞ VE KARŞI TARAFTAKİ DÜŞMAN ASKERİ DE BİR VİRÜS”

Bu işin iki tarafı var. Birincisi devletin önerileri, tedbirleri…. İkinci taraf da halk, vatandaş. Halk tedbirlere uymazsa devlet istediği tedbirleri alsın demokratik ülkede bunları yapamadığınız sürece kontrol altına almak mümkün değil. Kimi ülke mesela sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. Bir izolasyona alıyor, kapısını dışarıdan kilitliyor, dışarı çıkması mümkün olmayan hale getiriliyor. Böyle olmayacağına göre insanlar gönüllü katılacak bu seferberliğe. Bu bir savaş ve karşı taraftaki düşman askeri de bir virüs. Kötü tarafı da; görünmüyor, gözle görülen bir şey değil. Bu yüzden mücadele son derece zor, bu savaştan da zor…

SOSYAL MEDYADAKİ PAYLAŞIMLARA DİKKAT! 

Son olarak bilim düşmanı insanlara sözüm olacak. Elazığ’da da var, başka yerlerde de var. Web sayfası gruplar vs. özellikle sosyal medyadan asılsız şeylerle insanları etkilemeye çalışıyorlar. Koronavirüs kuralları, tedbirleri konusunda; maske mesafe konusunda…Şimdi bu öyle bir savaş ki onlara soruyorum; nasıl mücadele etmek lazım. Virüsü kendi haline bırakalım mı diyorlar.  Türkiye’de şu anda her 20 dakikada bir insan Covid’den ölüyor. Bu devletin resmi rakamları ile mevcut. Bunların vicdani sorumluluğunu kimse üzerine alamaz. Laf olsun takipçileri artsın diye bu işlerin peşini bıraksınlar. Bu devlet tarafından yürütülmüş ilan edilmiş ve şu an yürütülmeye çalışılan bir savaş. Burada insanlara maske kullanma demek savaşa giden askere silahını bırak demekle aynı şeydir. Gerçekten görüyorum hakaret ediyorlar, o insanlarla bu iş yürütülmeye çalışılırsa altından kalkılamaz, kalkmamız da mümkün değil. Sosyal medyada bu grupları takip eden insanlar biraz daha bilinçli olmalılar.  İlaca mı karşısınız, aşıya mı karşısınız ancak şu anda yürütülen mücadeleye sekte vurmak hukuken de suçtur. Normalde hapis cezası da var bunun. Devletin salgınla mücadelede aldığı tedbirleri zorlaştırmak, halkı kışkırtmak hapis cezası olan bir suç. İnsanlar bu grupları takip etmesinler, bu insanların söylemlerine itibar etmesinler.

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.