ORTA HASAR

ORTA HASAR

ABONE OL
6 Nisan 2021 15:59
ORTA HASAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknik açıdan bir yapı ya çürüktür oturulamaz ya da sağlamdır oturulabilir. Nitekim, bu sınıflamalar 24 Ocak depremini müteakip Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporlarında karşımıza hasarsız, az hasarlı ve ağır hasarlı diye çıkmaktadır. Hasarsız ve az hasarlı yapılar, depremi genellikle ufak tefek sıyrıklarla atlattıkları için sağlam ve içinde oturulabilir olanlardır.

Yine bu raporlarda adı geçmesine rağmen oturulamaz denmeyen diğer bir kategori de orta hasarlı diye tanımlanan yapılardır. Bu tanım mevcut durum itibariyle risk barındıran ve ancak statik güçlendirmeyle güvenli bina statüsü kazanma ihtimali bulunan yapılar için yürürlüğe sokulmuştur.

Oturulamayacağı dolaylı şekilde ifade edilmiş orta hasarlı yapıları daha belirsiz hale getiren şeyse güçlendirme işleminin ne zaman, nasıl ve hangi finansmanla yapılacağının bilinmeme halidir.  Meçhule bırakmış olmanın manası vatandaşın yaşamını göz göre göre riske etmektir. Elazığ genelinde orta hasarlı diye rapor edilmiş 13.440 adet bağımsız birim tam olarak bu kapsamdadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yürürlüğe koyduğu orta hasar terimiyle statik yetersizliği bulunan binalara güçlendirme yapıldığı takdirde teknik olarak bunların depreme karşı güçlendiğini nihai olarak teyit etmiş olmaktadır. Ancak, unutulmuş olması ihtimaline karşılık 24 Ocak Elazığ depreminde yıkılan Dilek Sitesindeki apartmanların da tasdikli projeyle 2007 yılında güçlendirildiğini buradan bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bunu dikkate alarak nasıl bir karara imza attıklarına, lütfen tekrar bir baksınlar. Çünkü bu kararla riske edilen, 13.440 adet konutta yaşayan yüzlerce insanın hayatı, on binlerce insanın da gözyaşı olacaktır.

Mühendislik açısından güçlendirme teoride geçerli bir işlemdir. Bununla birlikte pratikte, çözümü çok güç ve risk içeren ciddi problemler eşliğinde yürüyen bir süreçtir. Bundan dolayı da güçlendirme genellikle çok zorda kalındığında ya da sınırlı sayıda bina söz konusu olduğunda başvurulan bir uygulama şeklidir.

Özellikle, tarih ve doğal sit kapsamına girdiği için imar uygulamasının yasaklandığı ya da ciddi sınırlandığı alanlarda yer alan binaların güçlendirilmesi yoluna gidilir. Yıkıldığında yeniden inşa edilmesinde büyük güçlükler bulunan yapıları ekonomiye kazandırmanın yolu budur. Özetle, bu özel durumlara has bir yöntemdir.

Uygulamada bütünsel olarak tüm teknik parametre ve statik değerleri karşılayan, ancak bir nedenden ötürü bazı tekil taşıyıcı sistemleri zarar görmüş yapıların kısmi güçlendirilmesi uygun görülür. Bu tarz durumlarda teknik gözetmenin işlem süresince süreklilik gerektiren nezaret maliyetine, pahalı malzeme teminine ve kaliteli işçilik tedarikinin toplamda doğurduğu yüksek maliyet ve zaman kaybına her türlü tahammül edilebilir.

Güçlendirme ve riskleri ;

  • Maliyeti, sıfır bina maliyetinden çok ucuz değildir.
  • Taşıyıcı sistem dışında kalan tüm yapının sökülüp atılması, yerine yenisinin imal edilmesi gerekir,
  • Ne kadar iyi ve özenli yapılırsa yapılsın, kalite ve sağlamlık açısında yeni yapının yerini tutmaz,
  • Hassas işler konu olduğunda uygulamada yeter sayıda işin ehli icracı-usta personel hiçbir zaman yoktur,
  • Doğru teknik personel ve malzeme kullanılmadığında güçlendirme yapılmış olmasının bir manası yoktur,
  • Güçlendirme sürecinin en küçük bir hata ya da dikkatsizliğe tahammülü yoktur.
  • 42 derece güneşin altında beton döken bir sektörde tüm bunları kim nasıl denetleyecek?

Güçlendirme gibi riskli, zor, sıkıntılı, meşakkatli, yapılsa bile doğru yapılıp yapılmadığı hiçbir zaman bilinmeyecek bir işin üstesinden vatandaş nasıl gelecek? Biz yaparız diye karşısına çıkan kişilere nasıl itimat edecek? Güçlendirmesi yapılmış evler satışa çıktığında alıcı bulacak mı?

Tüm Türkiye’de kentsel dönüşümü binaları güçlendirerek mi sağlayacağız? Şayet öyleyse bu büyük iş yükünün altından nasıl kalkacağımız konusu da ayrı bir muamma.

Diğer yandan, Elazığ Valiliği (sayı: E-87597291-299-11070) 09.12.2020 tarihinde, Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nün 23300 sayı ve 03.12.2020 tarihli kendilerine intikal eden yazısına istinaden Sanayi Mahallesi Muhtarlığına ilettiği yazısında orta hasarlı binaların tahliyesini istemiştir. Toplamı 13.440 adet bağımsız bölümden müteşekkil bu yaşam alanlarında en az 50 bin insanın yaşadığını varsayabiliriz.

Bu insanlar nereye taşınacak? Bu kadar kiralık ev Elazığ’da var mıdır? Varsa fiyatı nedir ya da nerelere tırmanır? Şayet tebligat aracılığıyla sorumluluk muhtarlar üzerinden vatandaşın sırtına yüklenmeye çalışılıyorsa, o ayrı bir mesele, tabi? Resmi makamlar bu insanların hem gidecek bir yerlerinin hem de böyle bir yer varsa bile bu maliyetleri karşılayacak güçlerinin olmadığını pekala biliyor, çünkü.

Nihai çözüm orta hasarlı yapıların yerine yenilerinin yapılmasıdır. Güçlendirme arabayı atın önüne koşmak ya da ipe un sermektir. Güçlendirmede ısrar meselenin varlığını ve ağırlığını görmezden gelmektir.

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.