ÖLÜM, ÖLÜM HIRLAMAYA NE HACET

ÖLÜM, ÖLÜM HIRLAMAYA NE HACET

ABONE OL
2 Mayıs 2021 15:33
ÖLÜM, ÖLÜM HIRLAMAYA NE HACET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elazığ kültür başkentlerinden biridir, son zamanlarda bedevilerin istilasına uğramış olsa da öyledir, kültürel başkenttir; Elazığ.

Deyişleri, nükteli sözleri, fıkraları, sohbetleri ile kültür yumağıdır Elazığ.

Vecizdir sözleri Elazığ’ın, kısa bir cümle ile çok şey anlatır Elazığ.

Bu veciz ve nükteli sözlerden biri de ‘’Ölüm, ölüm, hırlamaya ne hacet var’’ sözüdür.

Bu sözün öznesi ‘’Hırlamadır’’ hırlama yalvarma, boyun bükme, kuyruk sallama anlamında kullanılmıştır.

Elazığlı öleceğini bilse de, kendine zulmeden, saldıran, eziyet eden, ekmeğini alıp ölüme mahkûm eden zalimin karşısında kuyruk sallamaz der, O onurlu veciz ve yiğitlik kokan söz ile.

Bu veciz ifade ile dünyaya, Türkiye’ye, tüm insanlığa ders verir Elazığlı, şunu der Elazığlı insanlığa “Güçsüz olsan bile zalimin karşısında eğilme, kuyruk sallama, yalvarma, seni öldürebilir de, sen ölüme bile yiğitçe git der, korkma ölümden der” Elazığlı bu söz ile.

Bir bakalım, ne kadar Elazığlı kalabildik, bir bakalım insanlık ne kadar bu söze itibar ediyor.

Ekonomi Güven Endeksinde son sıralardayız, ekonomik olarak güvendeymiş gibi egemenlere şirin gözükmek için rol yapıyor, kuyruk sallıyoruz.

Sosyal Güvenlikte, sendikasız çalışan emekçi sayısında ilk sıraları yakalamış durumdayız, 1 Mayıs emek bayramını bile ağız tadıyla kutlayamıyoruz, kutlamaya kalksak polis panzerlerinin altında kalmayı, biber gazı yemeyi göze almamız gerekecek, bayram yapmaya korkuyoruz.

Çalışma imkânı bulanların yüzde yetmişi, açlık sınırında bir ücretle çalışmak zorunda, buna rağmen Allah devlete zeval vermesin, ya bunu da vermeseydi diyerek dilenci gibi davranıyoruz.

Asgari ücret altında, yasa dışı çalışan milyonlar var.

İşsizlik oranı, Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarını yakalamış durumda.

Üniversite mezunu genç işsizler oranı pik yapmış durumda.

Bu hakikatler ile yüzleşmek bizi korkutuyor, belki bize de bir fırsat doğar, zalimler bir himmette bulunur diyerek anlamsız bir umut ile yaşamak hoşumuza gidiyor.

Saçma bir kader anlayışı ile ne yapalım bizim de kaderimizi Allah böyle yazmış diyerek Allah’a iftira edip, egemenlerin hışmına uğramaktan, Allahtan korkmadığımız kadar korkuyoruz.

Salgın sürecinde vatandaşına en az sosyal destek veren Ülkelerin başında Türkiye geliyor.

İflası, aç kalmayı, işsiz kalmayı, sürünmeyi içimize sindirip, sessiz kalmayı erdem zannediyoruz.

KORONA ölümlerinde sınıfsal istatistikler açıkça, yoksullar daha çok ölüyor derken, biz niye yoksuluz, biz niye bu kaderi yaşıyoruz sorgulamasını bile yapmayı aklımıza getirmeyip, bu adaletsiz sisteme sadık rolü oynuyoruz.

Bu davranış örnekleri, Klinik Sosyolojinin (Uygulamalı Sosyolojinin) saha ölçümlerinde, insanlar ile birebir görüşmelerde elde ettiği sonuçlardır, benim gözlemlerim ve tespitlerim değildir.

Yine bizim Elazığ’da ve ülkemizin çoğu yöresinde insan davranışları üzerine söylenmiş çok güzel bir söz vardır.

“Aç Canavara Tahabbüp göstermek, canavarın iştahını kabartır, seni yer, üstüne dişinin kirasını ister’’

Yani aç canavara sevgi gösterisinde bulunmak, kuyruk sallamak, yaranmaya çalışmak; o canavarın umurunda değildir, o seni yemeye alışıktır, seni yer üstüne üstlük dişinin kirasını ister.

İnsan yaratılış olarak farklı davranışlar gösterir, insanı insan yapan temel özellik de budur.

Bu özelliği diğer canlılarda göremeyiz, örneğin tavuk kendini yemeye çalışan bir etoburun üstüne saldırır,   korunmaya çalışır, o aç ve saldırgan etobura kuyruk sallamaz, yaranmaya çalışmaz, hırlamaz.

İnsan özgür iradesi ile seçicilik özelliği ile bir tavuk kadar onurlu olamıyor.

Sonuç; İman meselesidir, iman sorunsalıdır.

Evet, İman meselesidir bu sorunun çözümü.

İslam dini, zalime kuyruk sallamayı yasaklar, Müslüman zalime kuyruk sallamaz, İslam, zalime isyan etmeyi emreder, İslam zalime isyan dinidir.

Hazreti Peygamber, Mekkeli muktedirlere hoş görünmeye hiçbir zaman çalışmadı.

Hazreti Peygamber Taif de; o mübarek başına taş yağdığında zalimlere hiçbir zaman baş eğmedi.

Torun Hüseyin, Zalim Yezit karşısında ölümü göze alarak boyun bükmedi, yaranmaya çalışmadı.

Torun Hüseyin, Ademin varisi, o mübarek baş, zalime buyun bükmedi. Ölüm, ölüm dedi, yalvarmaya, yaranmaya hacet yok dedi.

Kısaca Elazığlı diyor ki; “Zalimi güçlü kılan, senin zalim karşısında kuyruk sallamandır’’

Bu hafta da böyle oldu, Elazığlı damarımız kabardı, “Ölüm, ölüm hırlamaya ne gerek var’’ dedik, bu güzel Elazığ deyişinden ne anladığımızı yazdık.

Birkaç aydır, daha önce yazdığım gazetelere yazı vermiyorum, sadece FIRAT gazetesine yazı gönderiyorum.

Yazı gönderiyorum ama bu arada da bir eziklik de hissediyorum, yazdığım gazeteye bir nezaket ziyaretine bile gidemedim, ihmalimden değil, salgın yasakları bu ziyareti yapmamı geciktirdi.

Gazeteye bir teşekkür borcum var, teşekkür nedenim daha önce yaşadığım birkaç olaydır.

Güce tapınmayı marifet zanneden bir siyasi hakkında günün birinde bir yazı kaleme almış gazeteye göndermiştim.

Gazete, biz bunu yayınlayamayız, yayınlar isek başımız belaya girer demişti.

Ben cevap olarak, yazının sorumlusu benim, sizin başınız niye derde girecek demiştim, yazı yayınlanmadı benim de işim bitti gazeteyle.

FIRAT gazetesi, gazetecilik yapıyor, birilerine kuyruk sallamıyor, bu özelliği günümüz basın, yayın mahallesinde takdire şayan bir özellik.

Gazetede çekinmeden yazan çok değerli kalemler var, gazete sayfalarını sonuna kadar açmış bu arkadaşlara.

Teşekkür ve şükran borcum bundan kaynaklanıyor, umarım yasaklar kalkar giderim, hem teşekkür borcumu yerine getirir hem de gecikmiş ziyaretimi yaparım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.