OKUL ÖNCESİNDE DİN EĞİTİMİ

OKUL ÖNCESİNDE DİN EĞİTİMİ

ABONE OL
4 Mayıs 2021 16:52
OKUL ÖNCESİNDE DİN EĞİTİMİ
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası EĞİTİM-BİR-SEN geçtiğimiz günlerde ‘Türkiye’de Okul Öncesi Din ve Ahlak Eğitimi Raporu’nu açıkladı. Eğitim-Bir-Sen sendikacılıkta ezberleri bozan, eğitimin her kademesine yaptığı akademik çalışmalarla yön ve destek veren bir sivil tolum kuruluşu olarak göze çarpıyor. Ayrıca yaptığı bu akademik çalışmaları raporlarla, ulusal ve uluslararası çalıştaylarla, araştırmalarla kamuoyu ile paylaşmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan raporda Belçika, İngiltere ve Almanya’da okul öncesi eğitimin, din ve ahlak eğitiminin ana hatları ile ülkemizdeki mevcut durumun değerlendirilmesi yapılmış. Ayrıca ülkemiz ve OECD ülkelerinin okul öncesi eğitimi ile ilgili sayısal veriler hazırlanmış. Yapılan değerlendirmede okul öncesi din ve ahlak eğitimi politikalarına yönelik model önerileri sunulmuş.

Okul öncesi eğitimin amacı henüz ilköğretime başlamamış çocukların bedensel, zihinsel, duygusal gelişimini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını, onların ilköğretime hazırlanmasını sağlamaktır. Ülkemizde Okul öncesi eğitime verilen önem her geçen gün artmaktadır. Raporda 2010 yılında okul öncesi eğitim kurumlarına devlet ve özel sektör tarafından istihdam edilen öğretmen sayısı 48.330 iken, 2019 yılında bu rakam 98.835’e kadar ulaştığı görülmektedir. Aynı zamanda 2010 yılında okul öncesi toplam öğrenci sayısı 980.654 iken, 2019 yılında bu rakam 1.619.720’ye ulaştığı görülmektedir. Ancak OECD ülkelerinde 3-5 yaş arası okul öncesi eğitime erişim oranı ortalaması yüzde 87’ye, Türkiye’de ise son yıllarda okul öncesi eğitime erişim konusundaki ümit veren gayretlere rağmen bu yaş grubunda okullaşma oranı yüzde 43 civarındadır. Türkiye bu oran ile OECD ülkeleri arasında son sırada yer almaktadır. Rakamsal olarak bu bilgileri verdikten sonra raporda asıl vurgulanmak istenen Din ve Ahlak Eğitiminin ülkemizdeki durumunu ele almak istiyorum.

Raporda ülkemizi Belçika, İngiltere ve Almanya ile karşılaştırma yapılmış ve aradaki fark ve benzerlikler ortaya çıkarılmıştır. Kısaca bu ülkelerde mevcut duruma bakacak olursak:

Belçika: Okul öncesi eğitim zorunlu değil. % 95 oranında okullaşma oranı var. Okul öncesi eğitimde devlet anaokulları, belediye anaokulları ve dini kurumlara bağlı okullar bulunmaktadır. Bu üç tip anaokullarında en fazla pay % 40 ile dini kurumlara ait. Bu okullarda çocuklar hangi inanç kesimine aitse onlar tarafından eğitim verilmektedir. Okulların çoğunu Katolik okullar oluşturmaktadır. Katoliklere bağlı anaokullarında din eğitimini öğretmenler ile birlikte papazlarla koordineli olarak verilmektedir. Çocuklar haftanın belirli günlerinde papaz ve rahibelerle kiliseye gitmektedirler.

İngiltere: Okul öncesi eğitim zorunlu değil. 3 yaş grubunda % 92, 4 yaş grubunda % 95 oranında okullaşma oranı var. Okul öncesi eğitimin % 75’ini devlet, % 25’ini aileler karşılamaktadır. Çocuklar erken yaşta okula başladıkları için din öğretimi ile tanışmaktadır. 5-7 yaş grubu çocuklara din dersinde dinleri tanıma ve dinler hakkında bilgi verilmesi esastır.

Almanya: Okul öncesi eğitim zorunlu değil. % 97 oranında okullaşma oranı var. Okul öncesi eğitimin % 30’unu devlet ve belediyelere ait iken, % 70’ini kiliseler ve kiliselere bağlı cemaatlere aittir. Almanya’da din dersi mezhebe bağlı olduğu için din dersi öğretmenlerinin inancının öğrenci ile aynı olması gerekir. Öğretmenler kilise veya dini cemaatten onay alması gerekir. Katoliklere bağlı anaokulları tam bir kilise havasında tasarlanmıştır. Öğrencileri zaman zaman kiliseye ayinlere götürmektedirler.

Ülkemizde ilk ve ortaöğretimde din eğitiminde özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile seçmeli derslerle bu alandaki boşluklar doldurulmaya çalışılmış. Ancak okul öncesi eğitimde din ve ahlaki gelişiminde boşluklar bulunmaktadır. Daha sonra 2013 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur’an kursları açmıştır. 2015 yılında açılan bu kurslarda 15.265 öğrenci var iken, 2019 yılında 151.084’e ulaşmıştır. Giderek artan öğrenci sayısına bakacak olursak okul öncesi eğitimde din ve ahlak eğitiminin ihtiyaç olduğunun bir göstergesi olarak kabul edebiliriz. Okul öncesi eğitiminde din ve ahlak eğitiminin eksik olmamızda birçok etmen olduğunu söyleyebiliriz. Geçmişten günümüze din eğitimi ile ilgili din dersinin varlığı, Laiklik, Atatürkçülük, insan hakları, din özgürlüğü ve bilimsellik ile bağdaşmayacağı yönünde eleştirilerinden dolayı eksik kalmıştır.

Okul öncesi çocuklarının soyut kavramlar ile ilgili kavram karmaşasını gidermek için ailelere soru sorması ve ailelerin bu konuda yetersiz kalmasından dolayı bu yaştaki çocukların dini eğitimindeki eksikliğini gidermek adına okul öncesi eğitim kurumlarında dini eğitimin gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Yapılan araştırmaya göre okul öncesi öğretmenlerin % 84.5’ i çocukların din hakkında sorulara muhatap olduklarını ifade etmektedirler. Ayrıca çocukların kendi gelişimleri ve kültürel çevrenin etkisi sonucunda dinle ilgili konularla ilgilendikleri varsayımını da ortaya koyuyor.

Raporda incelediğimiz Avrupa ülkelerinde okul öncesi eğitim zorunlu olmamasına rağmen çocukların dini eğitimi noktasında gerekli çalışmaları din adamları ile birlikte ve dini mekânlarını kullanarak dini eğitimlerini aksatmadan uyguluyorlar. Ülkemizde de din ve ahlak eğitimi okul öncesi eğitime indirerek gerekli çalışmayı yapmamız gerekir. Raporda Din ve Ahlak eğitimi için Din ve Ahlak Eğitim Modeli, Çoğulcu/Tercihli Din ve Ahlak Eğitimi Modeli ve Değerler Eğitimi Modeli olmak üzere üç tane eğitim modeli önerisi sunulmuş. Önerilen eğitim modellerinden hangisinin ülkemizde uygulanabilir olabileceği tartışılıp değerlendirilmesi kanısındayım.

Ülkemizde okul öncesinde dini ve ahlaki eğitim açısından geri kaldığımız gerçeğini unutmadan ve çokta geç kalmadan hayata geçirmemiz gerekir. Çünkü o yaşlarda vereceğiniz dini eğitim çocukların hem kalbinden hem de beyninden kolay kolay çıkmaz. Dini ve ahlaki eğitimde geç kalmamız ileriki dönemlerde çocuklarımızı farklı yönlere çekebilir. Özellikle son dönemlerde deizm gerçeğini unutmamak gerekir. Din eğitimde geç kalınmanın ve yeni bir dünya düzeninin varlığı sıkça tekrarladığımız Z Kuşağı gençlerimizi olumsuz etkileyebilir.

Son olarak böyle bir çalışmayı yapıp kamuoyu ile paylaşan EĞİTİM-BİR-SEN Genel Merkezine sonsuz TEŞEKKÜRLER.

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.