KILIÇDAROĞLU’NUN, EROL’A GÜVENİ TAM!

KILIÇDAROĞLU’NUN, EROL’A GÜVENİ TAM!

ABONE OL
10 Haziran 2021 17:31
KILIÇDAROĞLU’NUN, EROL’A GÜVENİ TAM!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da CHP Elazığ Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Gürsel Erol’un Elazığ basınından Ankara’da ağırladığı bizleri, makamında kabul ederek, özel açıklamalarda bulundu. Bizleri hemşehrisi olarak gördüğünü ifade edip ve gayet sıcak karşılayan Kılıçdaroğlu, ziyaret sırasında kendisine yöneltilen sorulara da içtenlikle cevap verdi. Vekil Erol’un ‘bu kez listenin ikinci sırasında olacağım’ söylemini değerlendiren Kılıçdaroğlu; “Biz Elazığ’dan 41 yıl vekil çıkaramadıysak bu bizim suçumuzdur. Burada Elazığlıların suçu yoktur. Biz halka inmemişizdir demektir. Vekil Erol, bunu başardı ve kendisine de Elazığlılara da güvenerek bu seçimlerde ikinci sıradan aday olmayı düşünüyor. Ben de kendisine güveniyorum” dedi. Ayrıca Kılıçdaroğlu, Vekil Erol’un çıtasını biraz daha yükselterek, en az 2 vekil hedefi koydu ve belediye başkanlığını da kazandıkları takdirde Elazığ’ın parlayacağına dikkat çekti.

 

 

Haber: Kübra TÜRKAN/ Remziye KÖKBURİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da CHP Elazığ Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Gürsel Erol’un Elazığ basınından Ankara’da ağırladığı basın mensupları olan bizleri makamında kabul ederek, özel açıklamalarda bulundu ve kendisine yönelttiğimiz sorulara da içtenlikle cevap verdi. İşte Kılıçdaroğlu’nun açıklamaların detayları şöyle…

“İLLERDEN ANKARA’YA YANSIYAN SORUNLAR BENZER!”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na; ilimize 30 milletvekili görevlendirdiniz, onlar ilimizde incelemelerde bulundu ve ardından bir rapor sundu sizlere bu raporu sizler de incelemiş sinizdir? Bu rapor özelinden Elazığ’ımıza dair neler söylemek ister siniz? Şeklindeki soruyu ilk olarak yanıtlayan Kılıçdaroğlu; “Elazığ’ın merkezinde ve ilçelerinde çalışma yapıldı. Doğrudan; esnaflarla,  sivil toplum kuruluşlarındaki yetkililer ve vatandaşlarla görüşerek değerlendirmeler aldılar. Aslında Elazığ’dan  Ankara’ya yansıyan sorunlar, diğer illerden yansıyan sorunlardan çok farklı değil. Orada da esnafların sıkıntısı var.  Ben Isparta, Burdur ve Aydın’dan yeni geldim benzer sorunlar orada da var. Pandeminin getirdiği ve sokağa çıkma yasağının ve dükkânların kapalı olmasının getirdiği ciddi bir gelir düşüklüğü var. Bunun yarattığı sorunlar var. Bunların telafi edilmesi lazım. Bunların giderilmesi için sosyal devlet kavramına hayat kazandırılması gerekiyor” dedi.

“GENÇ İŞSİZLİĞİN, BU KADAR ARTTIĞI BİR DÖNEMİ HİÇ GÖRMEDİK!”

Açıklamasını sürdüren Kılıçdaroğlu; “Ama diğerlerinden farklı olarak; Elazığ bir de deprem yaşadı. Ben de gelmiştim oraya. Hâlâ deprem yaralarının yeteri kadar sarılmadığı yönünde de şikâyetler var. Onlar da bize kısmen yansıdı. Esasında Elazığ aynı zamanda bir tarım kenti; ilk çileği ben Elazığ’da yediğimi itiraf edeyim. Çiftçinin de ciddi sorunları var. Onlar da bize yansıdı. Belki bütün bu sorunların dışında çok daha ciddi bir sorun var. O da işsizlik. Bu sadece Elazığ’a özgü de bir sorun değil. Aslında bütün  Türkiye’ye özgü, temel bir sorun.  Genç işsizliğin bu boyutlara vardığı bir dönemi hiç görmedik. Cumhuriyet tarihi boyunca bu hiç görülmedi. Fakat bu dönemde yoğun bir işsizlik var. 10 milyonu aşkın. Üstelik bunların yaklaşık 2 milyonu üniversite mezunu” diyerek işsizlik sorununa eğildi.

“ÜNİVERSİTELİ GENÇLER, ASGARİ ÜCRETLE BİLE İŞ BULAMIYOR!”

Nasıl bir tablo ile karşılaştığına da açıklık getiren Kılıçdaroğlu; “Şöyle bir tablo ile karşı karşıyız. Raporda bizzat böyle bir ifade yok ama benim raporlardan gözlemlediğim şu;  bizim kuşağımız annemiz babamız bizleri yetiştirdikten sonra biz ailemizin elde ettiği gelirden daha yüksek bir gelir elde ederdik. Yani ailelerimizden daha iyi bir pozisyon yakalardık. Ama şimdiki kuşak,  üniversiteyi bitirmesine rağmen ailelerin elde ettiği gelirin altında bir gelire mahkûm edilmekte. Asgari  ücretle bile iş bulamıyorlar. Bunun yarattığı ciddi bir toplumsal umutsuzluk var. İşsizliğin giderilmesi adına öncelikle; gençlerin özgürce konuşup, düşüncelerini özgürce ifade etmeleri lazım. Yeni istihdam  alanlarının yaratılması lazım. Ama bunlar yok! Benzer sorunlar Türkiye geneli var. Elazığ’ı Türkiye genelinin dışında tutmak mümkün değil” dedi.

“YILLAR SONRA ELAZIĞ’DAN VEKİL ÇIKARIYORSAK,  BU GEÇİKMENİN KABAHÂTLİSİ; BİZİZ!”

CHP Elazığ Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Gürsel Erol, yıllar sonra Elazığ’dan vekil olarak çıkabildi. Çok başarılı ilerleyerek, halkın teveccühünü kazanmaya devam ediyor. Bundan dolayı da Sayın Erol, ikinci sıra aday olacağını açıkladı. Sizce bu risk mi, yani bu doğru bir karar mı? Sorusunu da yanıtlayan  Kılıçdaroğlu; “ Gürsel Erol doğru uzun bir aradan sonra Elazığ’dan çıkan vekilimiz oldu. Peki neden uzu yıllar sonra vekil çıkardık? Kabahat Elazığlılar da mı yoksa bizde mi? Elazığlılar da hiçbir kabahat yok. Kabahat biz de Elazığ’ın sorunları ile yeterli kadar ilgilenip, eğilmedik. İnsanların çektiği sıkıntıları yeteri kadar dinlendirmedik.  Hatta Elazığ’a yeteri kadar gitmedik. Dolayısıyla Gürsel Erol, bu bağlamda hem yeni bir politika izleyerek, toplumu kucaklıyor. Elazığlılara güveniyor.  Kendisi bir dönem partimizin Elazığ’da gençlik kolları başkanlığı da yapmış. Elazığlılar gerçekten aydın insanlar, her şeyi rahatlıkla tartışan insanlar ama siz kendinizi Elazığlılara karşı yabancı görürseniz.  Onlar da sizi yabancı görüler. İşin doğasında bu vardır” diyerek ciddi bir özeleştiri de bulundu.

“VEKİL EROL, KENDİSİNE VE ELAZIĞLILARA GÜVENEREK 2. SIRA DEMEKTE! BEN DE GÜVENİYORUM”

Vekil Erol’un Elazığ’da iyi bir çalışma yaptığını bildiğini aktaran Kılıçdaroğlu; “Başarılı bir çalışma yapıyor. En zor zamanlarında bile bizim 11 büyükşehir belediyesini ayağa kaldırdığını Elazığ’a yardım için. Sosyal yardımlar konusunda da hâlâ Gürsel bey elinden gelen çabayı gösteriyor. İkinci sıra kendisine ve Elazığlılara güvenerek söylüyor. Ben de güveniyorum doğrusunu isterseniz. Seçilir. Çünkü içinde bulunduğumuz süreçte toluma en doğru bilgiyi aktaran partinin biz olduğuna inanıyorum. Toplumun her kesimi ile ilgileniyoruz. Sosyal kimlikler üzerinden siyaset yapıyoruz. Mesela apartman görevlilerinin sorunlarını bilmiyoruz. Sahipsiz olan bir kesim. Madem halkın partisiyiz o zaman bunların derdi nedir? Siyasetten beklentileri nelerdir? Bununla ilgileneceğiz. Politikaya taşeron sorunuyla başladık. Hiç birisinin iş güvencesi yoktu. Onları önce dernek olarak örgütledik ve hükümet mecbur olup, 100 binin üzerinde taşeron işçiye kadro vermeye mecbur oldu. Bundan memnun olduk.  40- 50 bin taşeron işçinin kadrosu yok onlar için de mücadele ediyoruz” diyerek bütün sosyal sınıfların dinlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

“ÜRETİM ENDEKSLİ, POLİTİKA İZLENMELİ”

Sadece sorun dinlenerek yol alınmadığını da vurgulayan Kılıçdaroğlu; “Bu sorunların nasıl çözülebileceği de aktarılmalı. O zaman vatandaş bunlar sadece sorunları dinlemiyor. Nasıl çözüleceğini de aktarıyorlar. Çözüm derken ütopik laflarla sırf oy almak amacıyla gerçeğe aykırı  çözümler değil, tam tersi; ayakları yere basan çözümler olmasına özen gösteriyoruz.  Bunu yapabilir miyiz? Tabi yapabiliriz. Ben 27,5 yıl devlette çalışıp, hesap uzmanlığı yaptım. Uzun yıllar Maliye Bakanlığı’nda çalıştım. Bütçenin yapılanması biliyorum.  Devlette para ve imkân var. Sorun nerede? Sorun şu. Siyasi tercihimiz; emekli, çiftçi sermayeden yana mı yani bu parayı kim için kullanacaksınız? Bu siyasi tercihi üretimden yana kullanırsanız Türkiye gerçekten çok büyük bir başarıyı yakalayabilir. Üretimden yana kullanıldığı andan itibaren istihdam yaratıyorsunuz. İhracat yapıyorsunuz, katma değer sağlayan ürün üretmek için ayrıca çaba sarf ediyor. İhracat oluyor, dışarıdan da para geliyor. Yani üretim endeksli politika izlenmeli” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN, ÜRETİMDEN KOPARILMASININ FATURASI AĞIR OLUYOR”

Sözlerini sürdüren Kılıçdaroğlu; “Son 19 yılda üretimin artmamasının temel nedeni; üretimden Türkiye’nin koparılması ve inşaatlara kaynak aktarılmasıdır. Bina bitince herkes işsiz yeni bina yapabilmek adına da binaların satılması gerekiyor. Aynı şekilde olay tarımda da oldu. Son 19 yıla Türkiye 2 Trakya büyüklüğündeki alanı ekmiyor. Çiftçi zarar ettiği için ekmiyor.  Siyasetten önce de şimdide Türkiye’nin saman ithal edeceği hiç aklıma gelmezdi ama şimdi ediyor. Nohutu ve mercimeği de ithal ediyoruz.  Türkiye’nin üretimden koparılmasının faturası ağır oluyor. Köyler boşalıyor. Kentlerin varoşlarında yaşıyorlar. Asgari ücretle iş bulanlar buluyor. Bulamayanlar ya yer altı dünyasına kayıyor ya da uyuşturucu bataklığına düşüyorlar. Bugün Avrupa’da 83 milyonu kim doyuracak kavgası var” dedi.

“ELAZIĞ’DAN BU KEZ 1 DEĞİL, EN AZ 2 VEKİL BEKLİYORUZ!”

Türkiye’nin zengin bir ülke olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu; “Ülkemizin doğal zenginlikleri var. Hollanda Konya ilimizden küçük bir ülke ama yıllık tarım ürünü 185 milyon dolar, Türkiye 18 milyar dolar üretiyor. Sorun vatandaşlardan mı kaynaklanıyor? Hayır! Sorun siyasetten kaynaklanıyor. Çünkü siz çiftçinin ektiği ürüne hak ettiği para vermezseniz o da ürün üretmez. Bütün sorunlar çözülür. Gürsel Erol’un adaylığından buraya kadar geldik. Ben Gürsel beyin Elazığ’ı kucakladığını, Elazığlıların da Gürsel beyi kucakladığını karşılıklı bir güvenin olduğunu biliyorum. İnşallah bir daha seçilir gelir bu kez bir değil en az 2 bekliyoruz” dedi. Birinci sıra milletvekilin Elazığ’da sevilen bir isim olacağını yoksa Gürsel beyi de tehlikeye atabilme durumun çıkacağını bunun için de aday belirleme sürecinde Gürsel bey ve Elazığ örgütünün fikirlerinin alınacağına da değindi.

“ELAZIĞ, TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİ OLAN BİR YER”

Elazığ’ın en büyük sorunu sizce nedir? Buna nasıl çözüm sağlanabilir? Şeklindeki soruyu da yanıtlayan Kılıçaroğlu; “Çiftçi açısından baktığımızda ürettiği ürünün karşılığını alamıyor, gençler açısından baktığımızda işsizlik, esnaf açısından baktığımızda; dükkânların uzun süre kapalı olması. Dolayısı ile Elazığ’ın tek bir sorunu yok. Birden fazla sorunu var. Elazığ’ın esasında çok güçlü bir tarihi var. Harput’ta Pizza Kulesinden daha eğri, eğri minaresi var. Bundan kaç kişinin haberi var? Dünyayı bıraktık, bunu Türkiye’de kaç kişi biliyor. Harput destinasyon alanı olmalı. Kentin tanıtımı önemli. Allah nasip eder 2 milletvekili alır bir de belediye başkanlığını aldığımızda Elazığ o bölgenin parlayan yıldızı olur. Elazığ’ın merkezinde de ilçelerinde çok sayıda tarihi eser var. Seçildikten sonra kent için mücadele edilmeli. Bu mücadele başarılı olur ya da olmaz ona kararı Elazığlılar verir” diyerek Elazığ’ın tarih ve kültür zengini bir şehir olduğuna dikkat çekerek, Elazığ’ın tanıtımının yapılması gerekiyor. Bu konuya üniversite de eğilmeli. Belediyenin Elazığ tarihine dair geniş bir belge toplamalı” diyerek Elazığ’ın tarihin yansıtan fotoğraflara dair güzel bir arşivin olması gerektiğine değindi. Belediye eski fotoğrafları ailelerden toplayarak derleyebileceğini ifade etti. Sıdıka Avar’ın da kendi maaşını vererek, kız çocuklarını okutan yüce bir eğitimci olduğunun da herkes tarafından bilinmesi gerektiğinin altınız çizdi.

“DAVETE GELİR VE DAHA UZUN SÜRE SOHBET EDERİM”

Elazığ’a vakıfsınız, sizi Elazığ’a da davet etmek isteriz. Denmesi üzerine de Kılıçdaroğlu; “Elazığ’a gelmek isterim. Benim lise yıllarımın geçtiği yer Elazığ anılarımın büyük bir kısmı oradan. Gazi Caddesi’nde akşamları insanlar gezerdi. Orada 2 büyük çay bahçesi vardı. 2 büyük çay bahçesinde Elazığ’ın kendine özgü müzikleri çalınır ve sanatçılar çıkardı. İnsanlar, aileleri ile birlikte giderek masanın üzerinde yer alan kocaman semaverden çay yudumlardı. Elazığ Türk Sanat Müziği konusunda  özel bir yeri vardı. Elazığlı arkadaşım binin üzerinde Türk Sanat Müziği eserini ezbere bilip söylerdi. Çok güçlü bir sosyal yaşamı vardı. Ama bu güçlü sosyal yaşam; belli bir zaman diliminde düştü. Çünkü Keban Barajı ile birlikte çok ciddi kamulaştırma oldu ve insanlar iyi gelirler elde etti. Tanınmış ailelerin  büyük bir kısmı Elazığ’ı terk ederek, büyük kentlere gittiler. Dolayısı ile Elazığ’daki sosyal yaşam köreldi. Belki sizlerle birlikte yeniden Elazığ’ın sosyal yaşamı canlanabilir. Bu sosyal hayatın canlanması gerekiyor. Kentinizde bir üniversite var. Üniversiteler bir kentin hem sosyal hayatının canlanmasına hem de kentin entelektüel birikimine katkı sunar. Davete gelir ve daha uzun süre sohbet ederim” diyerek sözlerinin sonunda da Cumhurbaşkanı adayının nasıl bir profil çizmesi gerektiğini de belirten bir açıklamaya imza attı.  Ayrıca Kılıçdaroğlu, ziyaret bitiminde bizlerle hatıra fotoğrafı da çektirdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.