İNSANLIK SINAVINDA HEP TÖKEZLİYORUZ!

İNSANLIK SINAVINDA HEP TÖKEZLİYORUZ!

ABONE OL
21 Nisan 2021 16:41
İNSANLIK SINAVINDA HEP TÖKEZLİYORUZ!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yoruldum samimiyetsiz insanlardan elhamdülillah Müslüman’ım diyerek Müslümanlık ile hatta insanlıkla bile örtüşmeyen işlerden…

Gerçekten neler oluyor bize? Ne ara bu kadar kör, sağır ve dilsiz olduk? Aman be bana ne deme heveslerimiz ne zaman hortladı.  Yanı başımızda şiddet olayı olur cep telefona sarılıp emniyet güçlerini harekete geçirmek yerine cep telefonu kamerasını açarak, milletin acı çektiği anları dikizleme dürtülerimiz…

Herkesin mesleği gazetecilik değil! (Gerçi elinde cep telefonu olan herkes ne yazık ki artık kendine gazeteci süsü vermekte. Gerek bu işin eğitimini alan gerekse de alanda çalışarak,  yıllarını bu mesleğe harcayan kişilerin yaptığı güzel işlerin içleri de boşaltılıyor ne yazık ki bu şekilde… Mesleğimize suni teneffüs şart! Ama bu başka bir yazımızın konusu olsun!) Hoş varsayın gazetecisiniz yine de gerekli mercileri haberdar edip, onlar olay yerine gelene kadar pek tabi gerekli görüntüler toplanabilir.

Kim ne derse desin insanlık sınavında hep mi hep tökezliyoruz! Büyüklerimiz nerede o eski ramazanlar serzenişinde bulunmaktalar. Bu gidişle daha çok bulunurlar bu serzenişte bizler bile bir önceki yıl insanlığın daha iyi bir noktada olduğuna dem vururken; insanlarımızın gerçekten daha ahlaklı olduğu zaman dilimlerine büyüklerimizin özlem duyması kadar olağan ne olabilir ki?

Ramazan hâlâ tüm güzelliği ile bizleri karşılıyor karşılamasına da bizler Ramazan’ın o güzelliğini ruhlarımıza sirayet ettirmedikten sonra Ramazan neylesin bize! Ramazan; midelerimiz açken, ruhumuzu doyurmak olmalı!

Ama bizler modernite adı altında İslam’ın bize baş ettiği en güzel kural kaideleri bile rafa kaldırdık. Hatta onlar üzerinde bile pazarlığa girecek kadar kusura bakmayın ama densizleştik! Ramazan da gerek iftar gerekse sahur programlarında; bazıları gerçekten anormal diyebileceğimiz sorular yöneltiyor.  Sadaka da ve zekatta birbirimizle yarışmak olmalıyken desturumuz ne yazık ki bunlar üzerinden bile pazarlık yapar bir hâl aldığımızı görmek üzüyor.

Gücü yeten gücü yettiği ölçüde ihtiyaç sahibine el uzatacak! Bunu yaparken de veren el, alan eli görmeyecek ve bilmeyecek.

Veren böbürlenmeyecek alan ise mahcubiyet yaşamayacak ne kadar güzel bir ölçü…

Geçtiğimiz günlerde gazetemiz değerli yazarlarından Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun yazısında oruç ile ilgili çok güzel bir paragrafa yer vermişti. Bu paragrafta; “Niçin oruç tutup, aç kalayım?’ düşüncemiz yok, ‘orucu ne bozar?’ düşüncesi var. Bu yüzden otuz gün aç, susuz kaldığımız halde sokaklarımız halen aç, yoksul ve kimsesiz insanlarla dolu ve asıl gayesi ‘nefsi tezkiye edip yeryüzünden yoksulluğu silmek olan’ orucun bu gayesini atlayıp; on iki ay boyunca aklımıza, feraset ve basiretimize, bir ay ise midemize oruç tutturmuş oluyoruz” ifadelerine yer veriyor. Haksız da sayılmaz hani.

İçişleri Bakanlığımız ramazan ayı gibi güzel bir iklimde bile şiddet olaylarını engellemek adına çabalamakta! Oysa güzel ahlakla taçlandırsak kendimizi şiddetin ‘ş’ si bile uğramayacak ama nerede! Peygamber efendimizin (s.a.v.) güzel ahlakını kendimize rehber edinmiş olsak her şey çok daha güzel olacak…  Dinimizi kendince yontan din istismarcıları yüzünden ve biraz da tembelliğimiz yüzünden dinimizi;  Ayşe teyze ya da Hasan amcanın aktarımlarıyla öğrendiğimiz için herkesin kafasına göre yaşadığı dinlerle boğuşmak zorunda kalıyoruz.

GRİ PASAPORTLARDAN ÖNCE GRİLEŞEN HAYATLARI MI KONUŞŞSAK?

Unutmayın! Müslümanların üzerinde; nefes alan her canlının hakkı vardır. Lütfen bu ramazan vicdanlarımızı ve ruhumuzu doyuralım ve insanlığa daha fazla işkence çektirmeyelim!

Biraz manevi iklimden uzaklaşarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Geçtiğimiz haftalardan itibaren; gri pasaport krizinin, resmi bir statüye büründürülerek insan kaçakçılığı ile örtüşüyor olması son derece trajikomik… Bu haber ilk patlak verip ilimize de sıçradığı anlarda bu olay daha çok su götürür demiştik!

Nitekim de dediğimiz oldu ve birçok belediye bu garip işle ilişkilendirdi. Kimi belediyeler sessiz kalırken kimisi ise kendi gönderdiklerinin tam kadro döndüğüne kimisi de bir kısmının döndüğüne bir kısmının dönmediğine ilişkin açıklamalar yaptı. Süreç nereye varır soruşturmalar tamamlanınca hep birlikte göreceğiz görmesine de! Nasıl gittiler? Sorusundan önce ne için insanlarımız doğdukları yerlerden kopmak için bu kadar hevesli? Sorusunu düşünelim olmaz mı!

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.