DEPREM SONRASI İNŞAAT PİYASASININ GÖRÜNÜMÜ  

DEPREM SONRASI İNŞAAT PİYASASININ GÖRÜNÜMÜ  

ABONE OL
10 Şubat 2021 13:29
DEPREM SONRASI İNŞAAT PİYASASININ GÖRÜNÜMÜ  
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elazığ’da ki toplam ekonomik gelirin çok önemli bir kısmı inşaat sektöründen elde edilmektedir. Dolayısıyla inşaat sanayi ve ona bağlı yan sanayiler tüm Türkiye için olduğu gibi, Elazığ için de oldukça önemlidir. Hatta Türkiye ortalamasının da üzerinde bir öneme sahip olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Toplam şehir ekonomisi içinde büyük yer tutan bu ekonomik faaliyeti TOKİ ve bağımlı müteahhitlerin kucağına atmak ne ölçüde kabul edilebilir bir durumdur? Elazığ bunu kaldırabilir mi?

Elazığ için son derece öneme sahip inşaat sanayi deyim yerindeyse, 24 Ocak 2020 depreminin enkazında toz duman içerisinde kalmış, yönünü kaybetmiş, ne yapacağını bilemez hale düşmüş ve boğulma noktasına gelmiştir. Başta şehir merkezi olmak üzere İnşaat firmaları çoğu bölgede piyasanın öngörülemezliğinden ötürü yeni inşaat yapımından imtina etmektedir. Bu da bizi daralan bir piyasa gerçeğiyle yüz yüze bırakmıştır.

Beklentinin aksine kentsel dönüşüm neredeyse tamamen durmuştur. Faizlerin % 25’leri bulan ani yükselişi ve inşaat maliyetlerinin son iki yılda % 50-55 artması, piyasayı karamsarlıkla at başı yürüyen bir belirsizliğe itmiştir.

Konut-işyeri uzun yıllardan bu yana önemli bir yatırım aracı olma niteliğine sahipken, son yıllarda uygulanan yanlış ve müdahaleci ekonomi politikaları neticesinde gelişen döviz ile enflasyonun durdurulamaz yükselişi halkın yatırım araçlarına bakış açısını, verdiği önceliği ve bunlardan kaynaklı yönelimini bütünüyle değiştirmiştir. İnsanlar artık konut/işyerine yatırım yapmak yerine döviz ve altına yatırım yapmaktadır. Vatandaşın azalan geliri de tüm bunlara tuz biber ekmiştir.

Ülkenin, şehrin ve depremin ürettiği dinamiklerin doğurduğu kapsamlı inşaat krizi yetmezmiş gibi süreçlere bir de TOKİ’nin müdahil olmasıyla ortaya  “beterinde beteri ” diyebileceğimiz bir ekonomik tablo çıkmıştır. Böylesi vahim-karanlık ekonomik bir tablo içerisinde inşaat imalat sektörünün üzerine eski günlerdeki gibi güneş doğmasını beklemek nafile bir beklentidir.

Elazığ, ne TOKİ müteahhitlerinin bu şehirden elde ettiği gelirden ne de malzeme satışı noktasında bir kazanç veya fayda elde etmektedir. Deprem yaşanmamış olsaydı yerel müteahhitlerin gerçekleştireceği kentsel dönüşümlerle 5-10 yıl içerisinde şehir ekonomisine girecek gelirin ve yaratacağı katma değerin tümünden mahrum kalmış bulunuyoruz. Hem de TOKİ ve bağımlı müteahhitlerin kazanç sağlaması uğruna…

İçine düştüğümüz derin ekonomik kriz, vatandaşı ev sahibi etme bahanesi ya da misyonuyla devletin piyasaya TOKİ eliyle müdahalede bulunması üzerinden geçiştirilecek bir mesele değildir. Her ne maksatla olursa olsun devlet kaş yapayım derken göz çıkarmış, her şeyi alt üst etmiş ve bunun sonucunda piyasayı daha büyük öngörülemez bir belirsizliğin içine sokmuştur. Bunun nedeni, şeffaflık, netlik ve sorun çözmeye dönük siyaset tutumu yerine, algı yönetiminin benimsenmiş olmasıdır.

Mağduriyetlerin bir diğer başlıca sebebi de imar rantından gelir elde eden ve ekonomik ilişkilerini bağımlı yüklenicileriyle kar paylaşımı/ kazan kazan esasına göre tanzim etmiş olan TOKİ’nin üzerinde şekillendiği kanuni zemindir.

TOKİ’yi bu statü ve görevden men edip, yerine salt deprem mağduru ve düşük gelirli vatandaşımızın konut ihtiyacını gidermeye odaklanmış, kar amacı gütmeyen yeni bir kurum oluşturarak yapım işlerinin o ilde yerleşik yüklenicilere bu kurum denetiminde en şeffaf şekilde ihale edilmesini ve tüm gelirin yerelde kalmasını temin edecek bir yasal düzenlemeyle vatandaşın en uygun şartlarda ev sahibi olmasının önünü açmak gerekir.

Böylelikle TOKİ’nin yerelden denetlenmesinin ve halkın süreçlere taraf kimliğiyle katılmasının da önü açılmış olacaktır. Bu, beraberinde bugün insanlarımızın maruz kaldığı evlerin çok küçük, 2+1 şeklinde ve pahalı olmasından başka fiyatlarının bilinmemesi, zamanında teslim edilmemesi ve ihtiyaçları karşılamaması gibi sorunların da kendiliğinden ortadan kalkmasını getirecektir. Son bir yılda acı şekillerde tecrübe ettiğimiz üzere en çok ihtiyacımız olan, bu değil mi?

Türkiye yapı stoğu içinde acil dönüştürülmesi gereken toplam 8-10 milyon konutun yapım sürecinin hızlı yürümesi, ancak 6306 sayılı yasayı daha kapsayıcı hale getirip içine deprem mağduru ve düşük gelirli vatandaşımızı teşvik edici ve destekleyici adımlarla dahil etmekle  mümkündür.

TOKİ’nin Elazığ’da bir yıl içinde yapıp bitirdiği konut sayısının sadece 8.000 adet (hepsi teslim edildiğinde o da ) olduğunu göz önüne getirdiğimizde, 10 milyon konutun nasıl ve hangi sürede yapılacağını sormadan edemiyor, insan…  

6306 sayılı kanun, yasalaştığı dönemin piyasa ve ekonomi şartlarına özgüdür. O dönem Türkiye’sinin koşullarında bir şekilde iş görmüş olsa da, günümüz Türkiye’sinin talep ve ihtiyaçlarını karşılamaktan kesinlikle uzaktır. 6306 sayılı kanun kat maliklerinin para vermeden evini yenilemesi esasına göre kurgulanmıştı. Oysa, bugün vatandaşın ev sahibi olabilmesi için müteahhide kesinlikle ödeme yapması gerekiyor. 6306 sayılı yasanın güncellenmesi derken tam olarak vatandaşın bu ödemeleri kolaylıkla yapabileceği zeminin devlet tarafından hazırlanması sürecini  kastediyoruz.  Bu yapılmadan bu sorunların hiçbirini çözemeyiz.

TOKİ’yi kar etmeyen bir kuruma dönüştürmeden ya da yerine bu işleri yapacak yeni bir kurum oluşturmadan, bu kurum üzerinde yerelin denetimini kurmadan, 6306 sayılı yasanın kapsamını deprem mağduru ve düşük gelirli vatandaşımızı kapsayacak şekilde genişletmeden, yapım işine yerel müteahhitleri dahil etmeden, ucuz finansman desteği getirmeden, 6305 sayılı yasa ile 6306 sayılı yasayı birbirine entegre etmeden, inşaat malzemesini o ilden temin etmek suretiyle gelirin o ilde kalmasını mümkün kılmadan ne evleri ucuza çıkartabilir ne yoksullaşmanın önüne geçebilir ne de geniş kitleleri hızlıca ev sahibi edebiliriz. Bunu yapmadığımız sürece, depremlerin insanımız ve toplumumuz üzerindeki baskısı gün be gün artmaya devam edecektir. Çünkü, vatandaşın yaşamı riskli yapılar nedeniyle büyük tehdit altındadır.

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP