BÜROKRASİ DE VURDU BU ŞEHRİ

BÜROKRASİ DE VURDU BU ŞEHRİ

ABONE OL
5 Nisan 2021 14:36
BÜROKRASİ DE VURDU BU ŞEHRİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hasbihâl                                        

Bu yılda bu talihsiz şehir, bu sahipsiz şehir şansızlığını bir rozet gibi yakasında taşıdı ve taşıyor.

Önce deprem

Sonra korona

Daha sonrada bürokrasi vurdu sahipsiz şehrin sahipsiz insanlarını.

Belediyesi vurdu, TOKİ’si vurdu, seçilmişi vurdu, atanmışı vurdu.

İnsanoğlunun ömür güzergâhında “Kader” diye bir inancı vardır. Amentü’nün bir gereğidir kadere inanmak.

Lakin acemi yöneticilerin insanoğluna yaşattığı kader insanoğlunun kaderi değil çaresizliğidir.

Bu liyakatsizliktir, acemiliktir, sorumsuzluktur.

***

24 Ocak 2020 tarihinde bir deprem oldu Elazığ’da.

Can kaybı az olsa da yıkımı çok fazlaydı. İnsanların bir ömür alın teriyle kazandığı evleri, iş yerleri başlarına yıkıldı.

Kışın eksi 15-20 derece soğuğunda dışarıda kaldılar.

Boş ev bulanlar iki üç kat artan fiyatına bakmadan ev kiraladılar.

Oğullarının, kızlarının veya yakın bir akrabasının yanına sığındılar.

Birer sığınmacı oldular.

Kimileri de konteynerlerde hayatını güç bela sürdürmeye çalıştı.

Devlet babamız bütün unsurlarıyla imdatlarına yetişti.

“Devlet size ev yapacak, devlet size 20 sene geri ödemeli faizsiz kredi verecek, devlet bütün yaralarınızı saracak” dediler ama…

Bu şehrin sahipsizliği nedeniyle bu vaatler vatandaşa yansımadı.

***

Evler yapıldı. 2+1 ve 3+1 olmak üzere iki kategoride on binlerce ev…

İşte ayırım ve adaletsizlik de burada başladı.

Yapılan on binlerce evin yarısı 2+1 olurken yarısı da 3+1 olarak inşa edildi.

Burada bozuldu eşitlik dediğimiz kavram.

Elazığ’ın aile yapısı, örf ve ananesi hiç düşünülmedi.

Oysa bu evler her ne kadar deprem için inşa edilmiş olsalar da bu evlerin bir satış bedeli vardı. Vatandaş aldığı bu evlerin bedelini ödeyecekti öyleyse bu 2+1 konutlarda neyin nesiydi?

Kimin veya kimlerin talebiydi bu 2+1 konutlar?

Bu ayırımın sebebi neydi?

Neden kimisine 2+1 tahsis edilirken kimisine de 3+1 tahsis ediliyordu?

Merak ediyorum bu şehrin ekâbirleri, bu şehrin yöneticileri devletimizin milyarlar harcayarak vatandaşına sunmak istediği bu TOKİ konutlarını neden bu kadar rezil rüsva ettiler?

***

Daha sonra vatandaş adına başkalarına kuralar çektirdiler.

Bu kura değil adeta bir kumardı.

Vatandaş adına atılan bir çift zardı bu kura çekimi…

Kimisine düşeş geldi iyi bir mevkide 3+1 konut çıkarken, kimilerine de iki bir geldi istemediği, gitmediği, görmediği bir yerde 2+1 çıktı.

Böylelikle vatandaşa hayatının en büyük kumarını oynattılar.

Bir karı koca aileye 3+1 konut çıkarken altı kişilik bir aileye 2+1’i reva gördüler.

Altı kişilik bir aile nasıl sığacaktı bu 2+1’evlere?

Bunu düşünemediler.

Vatandaşa göre kibrit kutusunu andıran bu evler Deprem Araştırma Komisyonu Başkanına göre birer villaydı.

Siyasi adaletsizlik adaletin, hak ve hukukun önüne geçmişti.

***

Depremzedeler evlerin dışarıdan görünümüne hayranlıkla bakarken 2+1 evleri gördüklerinde hüsrana uğradılar.

Altı kişilik bir ailenin bu evlerde bir hayat sürmeleri mümkün değildi.

Her ne kadar bir sayın vekil…

“Düşünün 2+1 konutlarda bir odada karı koca yatar,

İkinci odada evin iki kızı varsa onlar yatar,

Evin salonunda da evin oğulları yatar.

Yarın kızlar büyür gelin olur, oğlanlar büyür evlenir giderler, geriye bir karı koca kalır niye yetmesin ki!” Diye bu adaletsizliği yorumlarken acaba kendisini bu 2+1 evin hangi odasında hissediyordu?

Dediğim gibi bizim anlı şanlı bürokratlarımız, seçilmişlerimiz ve atanmışlarımız vatandaşa kaderiyle unutamayacağı bir kumar oynattılar.

Aile fertlerinin sayısına bakmadan aklın mantığın kabullenmediği bir kura çekimi yaptılar.

***

Kurt yapmazdı bu taksimi ama bizim şehrin ekâbirleri gönül rahatlığı ile yaptılar bu taksimi…

Hayatı boyunca şehrin batısında ikamet etmiş kişileri şehrin doğusuna, doğusundakileri de şehrin batısına gönderdiler.

Buda bir nevi TOKİ sürgünüydü.

Bir nev’i tehcirdi.

TOKİ Müdürünün “Çekilen kur anın insan haklarına uygunluğundan” bahsetmesi yaptıklarıyla uyuşmuyordu.

Çünkü yasalarımızda “Aynı durumda olanlara aynı durum uygulanır” deniliyordu.

Aynı durumda olanlara aynı durum uygulandı mı?

Hayır!…

Öyleyse insan hakları ve eşitlik bunun neresinde?

***

TOKİ Müdürü vatandaşa iyilik eder gibi becayiş sistemini getirildiğini de söyledi.

Becayişte kumarın bir diğer adıydı.

Uyanıklar yine iş başındaydı.

Becayişlerde 30-40-50 bin lira gibi paralar telaffuz ediliyordu.

Bütün bunlar bu çekilişin hiçbir şekilde adil olmadığını, bu çekilişte hak, hukuk ve adalet diye kavramların bulunmadığını gözler önüne seriyordu.

Vatandaş yapılanlara inanmadı bazıları şikâyet etme yoluna gitti.

Ama kime?

Bizi bu hale düşürenlere, bu evleri yaparken ayırımcılık yapanlara yani anamızı ağlatanlara mı?

Kimi kime şikâyet edeceksin?

***

İstisnalar kaideyi bozmasa da bu kurada memnun ve mutlu olan yoktu.

TOKİ Müdürü bu memnuniyetsizliği şöyle değerlendirdi dedi ki!…

“Kendilerine tanıdığımız 45 gün içerisinde ya evlerini teslim alınlar ya da bütün haklarından vaz geçmiş sayılırlar”

Ne kadar kolay ve ne kadar ucuz değil mi?

Bay müdür devletin malını değil de mahallenin çocuklarına kendi cebinden bayram harçlığı dağıtıyor gibiydi.

Sayın Müdür vatandaş 30-40 sene çalıştı başını sokacak bir ev sahibi oldu depremde evi ağır hasar gördü ve yıkıldı ama kendileri yıkılmadı.

Ama…

Bu sözleriniz onları da yıktı.

Bu sahipsiz şehirde yıkım böyle başladı.

Bu atanmışlar ile bizim seçtiklerimiz bu sahipsiz şehri sahipsiz bıraktılar.

***///***

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.